MAD MAX: İMPARATORLUĞUN KARANLIĞINA KARŞI ÇOKLUK DAYANIŞMASI

 

Antonio Negri ve Michael Hardt ‘Empire’ (İmparatorluk) isimli eserlerini yazalı 16 yıl oldu. Bu eserde Negri ve Hardt postmodern dönemde kapitalizmin aldığı yeni formu tanımlama ve direnişin de yeni yolları üzerine düşünmeye çalıştılar. Bu yeni düzende kapitalizm, ulusal ve ulus-üstü organlar aracılığıyla, tahakküm politikalarını, tek bir hüküm merkezi üzerinden revize etmeye başlamıştır. 1970’lerin başında deneysel olarak Şili’de başlayan neoliberal politikaların faşizm eliyle yürütülmesi projesi, zaman içinde imparatorluğun ufkunu da çizmeye başlamıştır.

İmparatorluk kendisine has bazı formlar inşa ederek reorganize olmaktadır. Bunlardan en belirgini İmparatorluğun bir merkezi olmamasıdır. İmparatorluğun sınırları yoktur ve o adeta Yok-Yer de konumlanmaktadır. Günümüzün güçlü emperyal devletleri bu oluşumda çeşitli düzeylerde yer alsalar dahi, en güçlüsü bile İmparatorluğun merkezi ve tayin edicisi değildir. İmparatorluk toprağa ya da mekana bağlı olmadığı için hükümranlık alanı da sınırlandırılabilir değildir.
İmparatorluk çeşitli karma yapıların grift organizasyonudur ve kendisini, istihbari, militer, ekonomik, yerel-bölgesel sivil yapılar gibi karmaşık bir formasyonda örgütler.

İmparatorluğun karşısındaki yeni siyaset özneleri ise Çokluk olarak adlandırılır. Çokluk bilhassa maddi olmayan emek kavramı üzerinden yükselen, hizmet emeği, entelektüel emek, bilişsel emek gibi fabrika emeği ile sınırlanmayan bir emektir. Hardt ve Negri’ye göre İmparatorluğun küresel meydan okumasına karşı, ancak küresel bir meydan okumayla, yani Karşı-İmparatorluk  ile yanıt verilebilir. Bu Karşı-İmparatorluk, Çokluktur. Çokluk bir kimliğe, türdeşliğe sahip değildir. O iç farklılıkları zengin olan, çoğulluğu öne çıkaran, ideolojide değil paydalarda ortaklaşan bir toplumsal-siyasi öznedir. Onu Çokluk kılan, farklı oluşların çoğulluğudur. Çokluk kendisini doğrudan ve özgürce ifade eden devrimci öznelerden oluşur ve temsiliyet üzerinden kendisini ifade etmez.

Postmodern dünyanın bu yeni biyopolitik tahakküm organizasyonu, Post-apokaliptik (kıyamet sonrası) Mad Max evreninde kendisini yeterince açığa vurur. Mad Max: Fury Roads filmi, İmparatorluk’a karşı Çokluk’un mücadelesinin anlatıldığı bir laboratuvar gibidir. Filmin bahsi geçen Öfkeli Yolları esasen tam bir kaynağa dönüş hikayesidir, bu anlamda daha önceki yol filmleri tadından bir miktar farklıdır. Burada Çokluk filmin başında parya olduğu yere muzaffer olarak dönecek, kaba bir iktidarı yeniden tesis mücadelesine girişmeyecek, kendisi dışındaki tüm öznelere de özgürlük alanı tesis edecektir. Bu kaynağa dönüşü dişiliğe dönüş metaforu olarak da okuyabiliriz.

Daha önceki filmlerin Mad Max’i, postapokaliptik bir western dünyasında kendisine yabancılaşmış, gücü yetenin muktedir olduğu Sosyal Darwinist düsturla hayatta kalmaya çalışan bir karakterdir. Bu filmde ise Max, Sosyal Darwinizmden dayanışmacı bir perspektife doğru ilerlerken aynı zamanda direnişçi bir Çokluk öznesine dönüşür ve film içinde nihayet yabancılaşmanın kırıldığı bir an olarak, Furiosa’ya kendi ismini söyler. Anonimlikten özne olmaya doğru bir geçiş, sadece bir varlık oluş değil, görünür bir varlık olmaya geçiştir bu. Hannah Arendt’n deyimiyle Vita Activa’nın tezahürüdür.
Filmin içinde İmparatorluk’u temsil eden yapılar şunlardır: Ölümsüz Joe (tekelci kapitalizmin yenilmezlik ve güç timsali), İnsan Yiyici (finans sektörü), Bullet Farmer (silah sanayi) ve War Boys ( beyinleri şehadet kültürüyle yıkanmış olan askerler)

Çokluk’u temsil eden ve kurban rolünden direnişçi yeni siyasi özneler olmaya terfi eden ve bunu yaparken yekpare bir ideoloji sunmayan, farklılıkların çoğulluğu olarak ön plana çıkan karakterler ise şunlardır. Mad Max, Furiosa, Damızlık Gelinler, Nice Anneler ve Nux.  Bu karakterlerin içinde sadece Furiosa ve Nice Anneler (yani dişi arketipler) en baştan beri direnişin figürleridir. Mad Max yabancılaşmış halini ve yasını kırıp daha sonra bu gruba katılacakken, Damızlık Gelinler Furiosa’nın becerisi ve etkisiyle bu savaşın parçası haline gelirler. Nux ise Nordik Mitolojinin bir unsuru olan savaş yolunda şehit olarak savaşçıların cennetine yani Valhalla’ya gitme fantezilerinden, Capable’in gösterdiği şefkat sonucu özgürleşir. Filmde özgürleştirmeye yönelik tüm müdahaleler kadın karakterlerden gelmektedir.

İmparatorluk’a karşı Çokluk’un öznelerini böylece dizdikten sonra filmin yerleştiği coğrafyanın temsili üzerine ve temsiliyet mekanında düzenlenen tahakküm ilişkilerine günümüzün psikopolitik penceresinden bir göz atabiliriz.
Coğrafyanın neresi olduğu bir açıdan belirsizken (İmparatorluk’un bir mekanı ve dışarısı yokken) diğer yandan da bu bölge imparatorluğun hali hazırdaki av sahası olan Ortadoğu’ya göndermede bulunmaktadır. İmparatorluğun bileşenlerinin tek merkezi yoktur, parçalı bir yayılım gösterir, bu nedenle her yerde ve hiçbir yerdedir, filmin sonunda ele geçirilen de sadece bir merkezdir ama en güçlü merkezdir.

Öte yandan günümüzün bir alegorisi olarak Ortadoğu’yu düşünürsek,  Vahşi Erkekler ve Direnen Kadınlar gerilimi aha kolay okunur hale gelir. İmparatorluk uzun zamandır, Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar yeni model dizayn etmekte, hatta deneysel bir faaliyet yürütmektedir. Arap Baharı olarak adlandırılan projenin etkileri açısından gelip dayandığı yer Türkiye’yi de içine almaya çalışan dinci faşist bir modeldir. İmparatorluk ve IŞID’ın ideolojisi öz itibarıyla aynıdır.  Hatta IŞID İmparatorluk’un, küresel kapitalizmin, NeoCon’ların her zaman istediği sınırsız ve vahşi sömürünün ete kemiğe bürünmüş hali, yönetenlerin en derin hayallerini süsleyen ufuktur. Bu ufukta aslında hiç bir direşin olmadığı, tüm direniş odaklarının hukuksuzca yok edildiği, en basit burjuva demokrasisinin dahi ayak bağı görüldüğü, basının sadece rıza imalatı ürettiği, burjuvazinin elini kolunu bağlayan, aydınlanma düşüncesi ve insan haklarından gelen tüm sınırlamalardan kurtulduğu, parlamento ve yargının güdükleştirildiği, kadının her tür cinsel-sömürü fantezisinin nesnesi kılındığı bir dünya vardır. Nitekim yerel ölçekte IŞID bu saydığımız fenomenlerin tümüne haizdir. Ancak İmparatorluk IŞID’da mikro ölçekte ortaya konan bu fanteziye ziyadesiyle sahip çıkmaya adaydır.  Nitekim demokrasi yanılsamasının en büyük kurumlarından birisi olan AB, Ukrayna’da seçilmiş bir hükümete karşı faşistleri destekleyebilmiş, İmparatorluk Ortadoğu’da sınırları yeniden dizayn ederken tercihini açık faşizmden yana olduğunu ortaya koymuştur. Bu deneysel faşizmde Türkiye’ye biçilen kader ise hepimizin bildiği bir sırdır. Bu IŞID-İmparatorluk ortak düşü güce tapma, hukuksuzluk, kadın düşmanlığı, direnişi boğma, dinci bağnazlık ve şehadet kültü, kendisini tüm varlığıyla dayatma eksenlerinde açığa çıkar.

 

Bu meyanda en tehlikeli ihtimallerden birisi İmparatorluk bu av sahasını dizayn ederken, özgürlükçü bir Ortadoğu kadın direnişinin belirmesidir. Rojava’dan Şengal’e kadar olan coğrafyada bu tehdit, öncelikle ehlileştirilme seçeneği düşünülerek, dikkatle takip edilmektedir. Yani Mad Max: Fury Roads dünyasında, İmparatorluk-Çokluk, IŞID-Rojava Kadın Direnişi hatlarının ipuçları vardır.

Petrol ve Su savaşlarının yürütüldüğü bu dünyada, gaz ve yakıt için ‘anne sütü’ metaforunun kullanılması çok anlaşılırdır. Zira günümüzün tekno-bireyi için enerji sirkülasyonuna bağlı olan barınma, ulaşım, komünikasyon gibi hizmetlerin sekteye uğraması, ana rahminden çıkmış çaresiz bir bebek varoluşuna yol açtığı için enerji artık anne sütüdür. Ancak suyun başını (enerjinin, sütün başını) tutan her kimse onun sunduğu oranda parya bir yaşamı devam etmek mümkündür. Çok yakın bir tarihte tüm memleketi içine alan ‘deneysel’ elektrik kesintisi, Youtube, Twitter erişimlerinin engellenmesi gibi olayları düşünürsek, bu bağımlılığın etkisi hakkında rahatça fikir yürütebiliriz.

Üstelik filmde Ölümsüz Joe karakteri, tebaasına ‘suya bağımlı olmayın’ der. Bu tam bir nefis terbiyesi ideolojisinin ayartıcılığıdır. İnsanlar ruhunda suya bağımlı olmasın ama pratikte bana bağımlı olsun demenin bir yoludur bu. Bu da kapitalizmin bildik jargonlarından birisidir. Her şey senin elinde, her şeye gücün yeter yanılsaması yaratmak, düşmanı dışarıda değil de içeride, nefsinde aratmak. (Düşmana bakma nefsine bak, düşman ben değilim nefsin). Egemenler düşmanı gizlemek için iyi bir yer bulmuş olurlar böylece. Bana bakma da nereye bakarsan bak, bana gelme de nereye gelirsen gel! Acı (Susuzluk olarak okuyun) bizden değil dünyanın özü acı, hadi aç kal, meditasyon yap, çivili yatağa yat. Biz o arada dünyayı yiyeceğiz. Bu gerek kapitalizmin gerekse dinlerin insan ruhsallığını bastırmak için sürekli işledikleri, pazarladıkları bir hikayedir.
Film boyunca, zorunlu ya da inandırılmış birçok grubun sömürü süreçlerini izleriz. Joe için sağlıklı nesilleri üretecek Damızlık Gelinler, anneliğe ve eve mahkum edilmiş sütleri toplanan (sömürülen) kadınlar, şehadet kültürüne inandırılmış savaş çocukları, her sahnede çocuk emeğinin sömürüsüne denk gelecek çeşitli sekanslar vardır. İnsan, kan, süt, su,  her şey metadır. Sömürülmekte, depolanmakta ve hiyerarşiye uygun olarak dağıtılmaktadır. Furiosa’nın gelinleri kaçırmasıyla birlikte, filmin ana izleği de kurulmaya başlanır. Bekaret kilidi takılmış, Çöl Şeyhinin cariyeleri, ‘Bebeklerimiz savaş lordu olamayacak, bizler eşya değiliz diyerek, meta olarak kullanıldıkları pozisyonu topyekün reddederler. Furiosa ve Max’in ilk karşılaşması da bu kovalamaca sahnesinde olur. Sadece hayatta kalma düşüncesine tutunan Max, bu sahnede bir kadın dayanışmasıyla alt edilir.

Filmde Çokluk’u oluşturan tüm karakterler, yaralı, iğdiş edilmiş ve kastredir. Max, kendisini eşi ve çocuğunun ölümünden sorumlu tutmakta, sık sık sanrılar görmektedir. Fallik ve güçlü kadın karakter Furiosa annesini yitirmiştir, aslında bir kolu yoktur ve mekaniktir. Nux bir savaş çocuğudur ama kanser hastalığı vardır, gelinlerin birisi bacağından yaralanmış, diğeri hem hayatını hem bebeğini yitirmiştir, Nice Anneler Yeşil Bölge’yi kaybetmişlerdir. Yani Çokluk karakterleri, hem kendi yaralarını hem diğerlerinin yaralarını dayanışma içinde onarmakta, insan olma potansiyellerini açığa çıkarmaktadırlar. Ayrıca filmin kadınları her yaştan, her ırktan kadınlardır. Genç, yaşlı, siyahi, sarışın, kızıl, güzel ve çirkindirler.

İlerleyen kovalamaca sahnelerinde Çokluk karakterleri bir amaç etrafında bir araya gelecek şekilde yavaşça dönüşüm geçirmeye başlarlar. Her şeyden önce kadınların hepsi savaşçı kadınlara dönüşürler, Nux şehadet kültürüyle kendisini kurbanlaştıran egemen ideolojiden arınır, Capable bir erkekten gerçekten hoşlanır, Max anonim ve bencil bir insan olmaktan çıkarak ismini kazanır ve kadınların kurtuluş düşüne destek olur. Karakterler dayanışma içinde kendilerini öteki için feda etmeyi de göze alırlar, Nux geçidi kapatmak uğruna ölmeyi göze alırken, Max kan kaybından ölmek üzere olan Furiosa’ya kanını verir.

İmparatorluk grubunu oluşturan tüm karakterler, yolculuk boyunca yok edilirler. Ölümsüz Joe, İnsan Yiyici, Bullet Farmer, Savaş Çocukları ve Akbabalar kaybederler safındadırlar. Grubun tekrar Hisar’a dönmesiyle, ölümsüz Joe’nin yardakçıları Hisar’ı teslim etmek konusunda bir tereddüt yaşasalar da, çocuk işçiler kapıları açarlar ve grup içeriye girer, tam bu sahnede eve, anneliğe ve süt vermeye mahkum edilen kadınlar suları açarak, suya hasret insanları da beslerler. Hisar’da anaerkil bir yaşam umudu belirmiştir. Bir erkek olarak Max, bu iktidardan pay almayı reddeder ve Furiosa ile sesiz bir anlaşmaya vararak Hisar’ı reddeder.

Sonuç itibarıyla Mad Max: Fury Road serinin önceki filmlerine nazaran bize daha özgürlükçü bir ufuk sunar. Negri ve Hardt’ın kavramları filmin içindeki olayları ve özneleri yerleştirmek konusunda bize bir imkan sağlamış olur.

Oktay Şılar / Uzm. Psk

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s