ZAMANIN KARA EJDERHASI: FU RHEN CHEN .…

Bu yazı PSİKEART dergisinin ZAMAN temalı, 44.sayısında (2016) yayınlanmıştır.

(*) Fu Rhen Chen ve Genç Li kurmaca karakterlerdir. Oktay Şılar’ın muhayyilesinden çıkıp gelmişlerdir. Yaşamamışlar ve dolayısıyla ölmemiştirler. Dolayısıyla zamanın bir yerinde, geçmişte, şimdide ya da gelecekte böyle bir konuşma gerçekten olmuş mudur bilinemez.

Zaman insanın varoluşundan bu yana, giderek artan biçimde hem gündelik akışın, hem içsel yolculuğun hem bilimsel çalışmaların hem de felsefi mülahazaların kaçınılmaz bir nesnesi olagelmiştir. Zamanın, insanın varoluşunu böylesine kuşatması, içinde yaşadığı ilişki-mekanlarının doğduğu andan ölümüne dek onun peşini bırakmaması nedeniyledir.

M.Ö 320 yıllarında doğduğu rivayet edilen Taocu Üstad Fu Ren Chen?*’in bir çömezi ile yaptığı sohbet, zamanın ‘’Ne’’liği üzerine yapılmış ve kısmen günümüze kadar korunmuş en eski söyleşilerden biridir. Taocu geleneğin daha çok Yin tarafı ile karakterize, karanlık sanatların çalışılmasına ağırlık veren Fu Ren Chen’in konuşmaları ziyadesiyle metaforik olup, ancak bölünmemiş, analitik olmayan bir zihinle idrak edilmeye çalışıldığında kendisini ortaya seren mana ve sırları içerir. Yüzlerce yıldır çözülmeye çalışılan bu labirent metinlerin bir kısmı, zaman ile ilgili tefekkürümüze katkıda bulunabilir.

Fu Ren Chen, Zamanın Kara Ejderhası olarak bilinen bir üstattı. Yetkin olduğu dövüş sanatları, kaligrafi yazımı, kılıç ustalığı, büyücülük ritüelleri ve şifalı bitkilerin kullanımı konularında çok az öğrenci yetiştirmiş, az sayıdaki bu öğrencilerin birkaç tanesi de bilinmeyen nedenlerden dolayı Fu Ren Chen’den korkarak ondan uzaklaşmışlardır. Üstad’a Zamanın Kara Ejderhası ismi, 50’li yaşlarındayken, kendisinden ölen evladı için yardım isteyen genç bir kadına yardım etmesi nedeniyle verilmiştir. Fu Ren Chen’in bu kadının oğlunu ölümden geri getirmeyi başardığı, ancak karşılığında çocuğu çömezi olarak alıkoyduğu söylenir. Bu çocuk sadece bir kılıç ustası olarak yetiştirilmiş ve birazdan okuyacağımız Fu Ren Chen’in Zaman üzerine fikirlerini kaydetme ayrıcalığına erişmiştir. Çömez Li, hiçbir zaman kendisinin ölümden gelmiş bir çocuk olduğunu bilmedi. Ona bu sırrı söylemeyen Fu’nun ölümüyle birlikte, bu çocuğun da ortadan kaybolduğu söylenegelmektedir. Sonraki yüzyıllarda Taocu ilim üzerine çalışan bazı üstadlar Fu Ren Chen’in ölümsüz olduğunu ve kendilerine bazı tavsiyelerde bulunmak üzere görünüp kaybolduğunu belirtmektedirler. Her ne kadar bir Hızır menkıbesini andırsa da, Fu hakkında tek söyleyebileceğimiz, Zamanın Sırları Kitabı’ndan arta kalan kısımlardaki bu sohbettir.

….

Erik Çiçeklerinin Kar Altından Gülümsediği Ay’da Ustam Fu Ren Chen’le bir yolculuğa çıktık. Nadir bulunan bazı şifa ve büyü bitkilerini toplamak için yaptığımız yolculuk esnasında, Ustamın söylediğine göre kendi kuşağından gelen Üstadların uzun tefekkürler için çekildikleri ıssız ve sapa bir mağarada birkaç gün konakladık. Ustam Fu, bu derin meditasyonların Zamanı görmeye çalışan Taocu Büyücülerin en zorlu sınavlarından birisi olduğunu, kişinin kendisini yakıp küle çevirecek kendi ejderhasını görerek, onunla savaşmak zorunda kaldığını, bazı üstadların bu savaşı yitirdiğini ve bedenlerinin dahi bulunamadığını anlattıktan sonra, bana Zaman’ı görüp göremediğimi sordu.

Uzun yıllar boyunca beni bir kılıç ustası olarak yetiştiren Usta’ma, ancak Kılıç Zihni üzerinden bir cevap verebileceğimi düşünerek şöyle dedim:
‘’Kılıç Ustası tereddüt ve korkudan arındığında, düşmanın hamlesini ve kendi vereceği yanıtı hesaplamaktan vazgeçtiğinde, yani Zamanın içinde hareket eden zihnini belli bir pozisyona sabitlemediğinde, rakibini, duruşunu, tekniğini ve kılıcını görmez hale geldiğinde, parçalanmış zihnini bir arada tutan zihne ulaştığında, artık Zaman’ı gören kişi olur ve bu varılması pek zor bir yerdir.’’

 

Ustam Fu Ren Chen bu cevabıma belli belirsiz bir gülümseme ile yanıt verdi. Onun yüzünden düşünce ya da duygularını okumak genelde imkansız olduğundan bu gülümsemeyi, çalıştığım yolda beni yüreklendiren bir yanıt olarak kabul ettim.

 

Birkaç saat sessizce ateşin başında oturduk. Birden Ustam, ‘Genç Li, biraz önce seni onayladığımı düşündün ama ben senin cehaletine dikkat çekmek için gülümsemiştim. Mesajı aldın ama yanlış yorumladın. Büyük bir kılıç ustası olacağın kesin ve rakiplerini altedeceğin de kesin. Peki ama bunu neden yapacaksın, bu soruya, yeryüzündeki vaktinin ne olduğu konusuna dair bir yanıtın var mı? Diye sordu. Ustamın sorusu beni afallatmıştı. Tek söyleyebildiğim, ‘başlamak için bana bir yer verin, Zaman nedir üstadım?’ oldu. Daha sonra aldığım bu notlar, ustamla mağarada geçirdiğimiz günlerde çıktığımız yolculuğun tortularıdır.
Zamanın Sırlar Kitabı’ndan…

Li: Zaman nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: Zaman, her zaman olanı barındıran bir kaptır.

 

Li: Kabın muhtevası nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: Kabın muhtevası mekandır. Mekanın olmadığı yerde Zaman yoktur, Zaman ancak mekanın içinde tohumlanır.

 

Li: Mekan nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: Mekan, karşılaşma anlarıdır. İlişkidir.

 

Li : İlişki nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: İlişki, mekanın içindeki zamanın, insanların anılarında yer değiştirmesidir.

 

Li: Anılar nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: Anılar, dünyayı durmaksızın hatırlamaktır.

 

Li: Dünya nedir üstadım?

Fu Ren Chen: Anıları sürekli hatırlayarak inşa ettiğimiz ve adına Dünya dediğimiz ruhsal mekandır.

 

Li: Ruh nedir üstadım?

Fu Ren Chen: İnsanın taşıdığı enerjidir.

 

Li: Bu durumda Zaman, belirli bir mekanda varolan, ilişkinin içinde anılarla yaratılan ve geliştirilen ruhsal bir enerji midir?

Fu Ren Chen: İnsanın kendini bilmesi, Zaman’ı bilmesidir. Ama bunu bilmek neredeyse imkansızdır.

 

Li: İmkansız olanın peşine düştüğümüz şu Zaman’la, kendimizi bilebileceğimiz o esrarengiz Zaman aynı mıdır?

Fu Ren Chen: Esrarengiz hiçbir şey yoktur, bilemeyeceğimiz şeyler vardır. Bilmemiz de başka bir zaman bağlıdır. Erik Çiçeklerini görüyor musun? Zamanında açıyorlar ama açmayı öğrenmek için zaman harcıyorlar mı? Bizim zihnimiz Zaman’ı yani kendimizi, hayatı, insanları ve bilgiyi anlamaya çalışmakla hem sakatlanmış hem de kutsanmıştır. Ne sakatlanmış ne kutsanmış olduğumuzu düşünme gafletine düşmezsek, belki Zamanı eğiren ipleri de görebiliriz.

 

Li: İnsanların içinde oldukları Zaman’ın dışında Zihinsizlik Zamanı’nı görememe sebepleri nedir Üstadım?

Fu Ren Chen: İnsanlar kendi acılarına ve kendi keyiflerine ziyadesiyle tutunurlar. Kendini önemsemek ve acımak her zaman aynı şeydir. Ancak kendisine acıyan, hayatın ona gaddar davrandığını söyleyen insan, bütün bu dramın içinde kendisine tapmakla meşguldür. Benlik evinden çıkmayan insan, Zamana hapsolmuş insandır. Onun her günü aynıdır. Bedeninin zamanı akarken, zihnin zamanı durmuştur ve bu acının ta kendisidir.

Lİ: İnsanı içinden geçtiği zamanla, Erik Çiçeği’nin içinden aktığı zamanın doğası aynı mıdır Üstadım?
Fu Ren Chen: İnsanın doğası yoktur sadece Zihni vardır. Bu iki Zaman sadece zihnin farkıdır. Erik Çiçeği ne ise odur ve yerine razıdır. İnsanı anlamaya çalışmaz, kendisini tabiata ve etrafındaki diğer varlıklara, sadece varolduğu için sunar. Oysa insan vaktinin çoğunu kendisini kapatmaya harcar.

Li: İnsan kendisini niye kapatmaya çalışır üstadım?
Fu Ren Chen: Zaman ölümdür. Ve insanın ruhsal kalkanlarına sürekli saldırır. İnsan kendisini Zaman’dan yani ölümden korumak için kapatır.

Lİ: Zaman, bir mekan içindeki ilişkilerin anımsanmasıyla inşa edilen ruhsal bir enerjiyse nasıl aynı anda ölüm anlamına gelir üstadım?
Fu Ren Chen: Zaman, mekan, ilişki ve enerji aynı şeydir Genç Li, biz onu parçalara ayırarak ve bir parçamızın aklımızın onu anlamasını sağlayarak kavramaya çalışırız, bu imkansızlığın kendisi, anlama gayretinin boşa olduğunun ta kendisidir. Parça içinde olduğu bütünü anlayamaz, ona yerleşebilir ancak. Ölüm Zamandır çünkü erik çiçeği düne kadar karlar altındaydı ve bugün yeniden uyandı. Ölüm son değil, bir geçiştir.

Lİ: İnsan kendisini bu geçişten korumak için mi Zamana karşı kalkanlar kurar Üstadım? Bu geçiş nerededir ve neye doğru hareket eder?
Fu Ren Chen: Bu geçiş canlı olmaktan ölüme değil, bir ruhsal evrenden diğerine geçiştir. İster bu dünya da ister dünyalar arasında olsun. Ama bu dünyanın zamanına köle olanlar için, geçişin adı ölümdür ve ölüm insanı korkutur.

Li: İnsan dünyanın zamanına nasıl köle olur Üstadım?
Fu Ren Chen: Zamana dahil olmasıyla olur. Yani doğarak.  Sonrasında doğduğu mekan ve ilişkileri değişmezliğe sabitleyerek. Yani İnanç sahibi olarak.

Lİ: Zaman İnançsızlıkla mı görülebilir ancak Üstadım?
Fu Ren Chen: İnanç zamanı örten bir tül gibidir, hissedersiniz ama altındakini göremezsiniz. İnançlar hayatı kolaylaştırır ama insanı da kolaylaştırır. Dünyanın kavranamazlığı ile karşılaşan insan, dengesini kaybetmemek için inançlarına tutunur, eğer kendisini bırakabilseydi düşmeyeceğini görecekti. Bu nedenle İnanç aynı zamanda Korku’ya karşı panzehirdir. Korkan insan, İnançları yoluyla Zamanı sabitler.
Lİ: Zamanı insanın ruhsal gelişimi gibi anlatıyorsunuz Üstadım? Öyle midir?
Fu Ren Chen: İnsan olmadan, Zaman yoktur. İnsan olmayı başardığında birçok Zaman vardır. Bebeğin zamanıyla Usta’nın Zamanı birdir , onları birleştiren Zihnin yokluğudur. Ama bebek bu Zaman içinde kaybolurken, Usta o Zaman içinde gezinebilir. Bu yüzden onlara Gezgin Taocular denir. Yol teptikleri için değil, Zamanın Ejderhasını ehlileştirebildikleri ve onun üzerinde seyahat edebildikleri için.

Li: Bu söylediklerinizi anlamam çok zor Üstadım, biraz daha açıklar mısınız?
Fu Ren Chen: Yeryüzündeki sınırlı zamanın, bunları anlamak için daha çok bilgiye ihtiyacın olduğunu söylüyor sana ve böylece şimdinin Zamanı ele geçiriyor seni. Daha çok açıklamaya ihtiyacın yok, daha çok sessizliğe ihtiyacın var. İşitmek için susmak gerekir. Sürekli konuşan bir zihin, şimdiki Zamandır. Korku ve kaygıya köle olmuş bir şimdiki zaman.

Lİ: Zamanın Ejderhası, bir gerçek midir yoksa yoksa bir mecaz mı?
Fu Ren Chen: Ölüm bir gerçek mi yoksa mecaz mı Genç Li?

Li: İnsan ömrü boyunca kaç zamanın içinden geçer üstadım?
Fu Ren Chen: Birçok zamandan geçer. Kendi zamanı, ötekinin zamanı, olduğu yerin zamanı, gideceği yerin zamanı, rüyasının zamanı ve Tao’nun Yolu.

Li: Rüyanın zamanı, kendi zamanımızın dışında mıdır Üstad?
Fu Ren Chen: Rüyanın zamanı, kendi zamanımızın efendisidir. Ona binmeyi başaran Ejderha’nın yularını kapmış sayılır.

Li: Size neden Zamanın Kara Ejderhası diyorlar üstadım?
Fu Ren Chen: Bunu yaptığımı anımsıyorum, belki yine yapabilirim ama neden yapılabildiğini bilmiyorum. İnsan neden diye soramaz, ancak nasılı kavrayabilir. Bir Zamanlar Ölüm’le karşılaştım ve bir pazarlık yaptım. O bana bir çömez verdi, ben de ona borcumu ödemeyi bekliyorum.

Li: Eğer Zaman, bir mekan, bir ilişki, bir enerji ve ölümse, bu karşılaşmadan nasıl sağ çıktınız?
Fu Ren Chen: Ölüm ona teslim olanlara, ondan kaçanlara, onu yadsıyanlara değil ancak onu saygıyla karşılayıp yarenlik edenlere merhametli davranır. Bilmeme imkan olmayanı sorma bana.

Li: Peki bu çömez, artık ölümün evladı mıdır? Ve bu çömezi neden bizimle birlikte eğitmiyorsunuz Üstadım?
Fu Ren Chen: Hepimiz ölümün evlatlarıyız, doğduğumuz anda bize hediye edilen ölümün. Bu çömez ise ölümüyle doğdu ve bu nedenle benim ayaklarına kapanacağım bir Usta olacaktır. Sizin o çömezi görmeniz için uzun süre durgun bir göle bakarak meditasyona oturmanız gerekir. Ta ki ruhunuz suyun parçası olana kadar, kimbilir belki o zaman onu görebilirisin.

Li: Zaman sayabilir miyiz Üstad?
Fu Ren Chen: İstediğin her şeyi sayabilirsin. Faydası ne?

Lİ: Zamanın bedene ettikleri konusunda ne diyebilirsiniz Üstadım?
Fu ren Chen: Bugün Erik Çiçeği’ni yeterince izlemediğini söyleyebilirim!

Li: Mekana hükmeden Zaman’a da hükmeder mi Üstadım?
Fu Ren Chen: Geçici olarak evet ama bunlar şiddet dolu düşünceler Genç Li. İnsanın kendisine uygulayabileceği en büyük şiddet, dünyayı bir tahakküm alanı olarak görmesidir.

Lİ: İmparator Efendimiz Ölümsüz müdür Üstadım?
Fu Ren Chen: Erik Çiçeği’ni yiyen keçi ölümsüz müdür Genç Li? Belki de ömrünü uzatmayı başaran, Erik Çiçeği olmuştur, hem de keçinin bokundan tohum olarak geri dönmek üzere.

Li. Bu konuşmamız zaman içinde mi oluyor Üstadım?
Fu Ren Chen: Mağaraya zaman adını veriyorsak evet. Mağaramıza Zaman adını verebilir miyiz Genç Li? Bunun üzerine düşünebilecek cesaretin var mı? Bir Mantra gibi tekrarla bunu, Mağaramız Zamanımızdır, defalarca, binlerce kez söyle kendine. Cevabı şimdinin zamanı, seni ölüm yoluyla ele geçirmeden bulman gerekiyor. Yoksa bütün büyük bilgeler ve bütün büyük sözler gibi sadece toza dönüşürüz. Toz olmak güzeldir. Yıllar sonra bir gün rüzgarlı bir yolda, bizi anımsayan insanların gözüne kaçar ve gözyaşı olarak döneriz belki. Keçinin bokundaki Erik Çiçeği gibi genç Li. O gözyaşı acı ve mutluluk içermez, sadece kavrayış ve körlük içerir. Bu ikisinin aynı olduğunu bildiğinde kendi ejderhana binebilirsin belki de, kimbilir.

Bu sohbetten sonra Ustam çok konuştuğunu ve cahilliği için onu affetmemi isteyerek uyumak istediğini söyledi ve ekledi: ‘Tao’nun Yolu budur, acıkan yer, uykusu gelen uyur.’

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s