HZ. GOOGLE VE TEKNO-FAUST

Bu yazı PSİKEART Dergisi’nin TEMBELLİK temalı, 24. sayısında yayınlanmıştır.

Biraz aklınız karışacak galiba efendimiz. Bilmem ki. Karışsın Olric. Bugüne kadar boş bir kâğıt gibi temiz kaldı. İyi koruduk uzun süre. Biraz da zorlansın. Saflığını kaybetsin biraz. Aklımız, maceralardan korkmasın biraz. Ne demek biraz? Hiç korkmasın. Hiç yorulmadan mı ölelim istiyorsun? Sonra, Oblomov gibi erken ölürüz. İyiyi kötüden ayırmasını öğrenmek istiyorum. Uğraştı da beceremedi desinler. Biraz heyecanlanıyorum; bilmediğim, görmediğim hayallerin baskısını hissediyorum, efendimiz. Sizin için korkuyorum. Belki, çok önceden hazırlığa girişmeliydiniz efendimiz. Gülünç olurum diye mi korkuyorsun Olric? Zarar yok, gülünç olalım. Bir yere varalım da ne olursak olalım.
Oğuz Atay / Tutunamayanlar

Tembellik, bütün zamanların en çok lanetlenen, en çok arzulanan eylemlerinden bir tanesidir. Eylem diyorum zira, pasif bir hal gibi algılansa da aslında durağan değil, hatta ulaşmak için epey uğraş gerektiren bir vaziyettir. Çaba, disiplin ve çalışmanın karşıtı değil, daha ziyade onları bütünleyen, anlam kazanmalarını sağlayan bir soluklanma biçimidir. Çalışmanın hedef ve kazançlarıyla mukayese edilince en temel farkı, haz ve keyfe yaslanıyor olmasıdır. Kolektif ve kamusal olana karşı bireysel ve özel olandır.

‘Tembel teneke’ deyiminden tutun ‘tembel tembel tavuklara yem ver’ tekerlemesine kadar serzenişle anılan bir haldir. Tek tanrılı dinlerin bilhassa üzerine gitmeyi sevdiği, erdem saydığı, ortadan kaldırılması gereken bir düşmandır. Sıklıkla parazit gibi yaşamakla eş tutulur. Çok tanrılı dinlerin ise, karnavallar ve pagan şenlikleri vasıtasıyla rabıta kurmaya çalıştığı nazlı bir müttefiktir.

Çoğu insanın düşüdür. Çeşitli kılıklara bürünerek gelen bir varoluş özlemidir. Dünya değmesinlik hali, arzu ettiklerimizin asgari emekle gerçekleştiği ütopik bir ruhsal mekandır.

Bir açıdan varoluş gerilimlerinin dışına çıkma arzusu, bir açıdan kapitalist üretim çarkının zorunlu parçası olma talebinin reddiyesi, bir açıdan kutsal olanı idrak etme meselesidir.

Zamanla kurduğu ilişki açısından da ilginç bir noktadadır. Melankolide zaman durur. Sıkıntıda zaman daralır. Tembellik ise zamandan azade olmaktır. Bu açıdan bakıldığında mistik boyutuyla en tanrısal haldir, çünkü Osho’nun dediği üzere; ‘Varoluş acele etmez, Tanrı sonsuz bir sabırla hareket eder. Tanrı aylaktır, tembel tembel dolanır. Hatta, Tanrı hiçbir yere gitmiyordur, zaten gideceği yere varmıştır o. O yüzden hedefi yoktur.

Tembellik anarşisttir, çalışmayı, itaat etmeyi ve kurumsal olarak örgütlenmeyi sevmez.

Bununla birlikte Selim Işık’ın zikrettiği üzere tuhaf bir ikileme de işaret eder: Yola çıkmadan önce altından kalkamayacakları bir yükün altına girenler daha işin başında ezilip kaybolurlar; gerçek değerinin çok azını ortaya koyanlar da kısa zamanda tembelleşip bir işe yaramazlar.(Tutunamayanlar-Oğuz Atay)

Bu ikilem sınırsız bakım verilen bebeksi tembellikle, yetişkin bir varlık olmanın zorunlu çalışma hali arasında cereyan eder. Çaresiz bir varlık olarak doğmaktan, muktedir bir yetişkin olmaya giden yol, sancılı, keyifli ancak eninde sonunda ziyadesiyle çabaya dayanan bir öyküdür. Dünyada kendimize yer açmak, kaybolmamak, ruhsal varlığımıza hem kendi içimizden onaylayacağımız hem de toplumsal onay göreceğimiz bir yuva yaratma mücadelesidir.

Asri zamanlarda insanı zorlayan yaşantıların, sorumlulukların, maskelerin çokluğu ve bunlarla başa çıkmaya çalışan bireyin ruhsal gücünün her zamankinden yetersiz olması ciddi bir tükenmişlik duygusu yaratmaktadır. Kaybolduğunu hissettiğimiz ruhumuza sosyal ağlarda yer aramak, varoluş boşluğumuzu sahip olduklarımızla doldurmaya çalışmak, kendimize değil de ötekine odaklanmak, bizi kendimizden daha da uzaklaştırmakta, gerçekten var olmak yerine geçici iyi hissedişlere razı olur hale getirmektedir.

Bu hengame içinde sanal dünya bize soluklanıp varoluşumuzu yedekleyebileceğimiz müthiş bir alan sunar. Geçici iyi hissedişlerin en popüler mekanı haline gelir. Bunu da birkaç bağlamda gerçekleştirir. Bir tarafı hafıza diğer tarafı varoluş gerilimiyle ilintilidir. Sanal dünyaya kapılanmaya çalışan tembellik hakkımız, evde, iş yerinde, sokakta, bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar aracılığıyla arz-ı endam eder. On Emir nasıl tabletlere nakşedilmişse, onlarca kaçış yolu da elektronik tabletlere tuşlanır. Telefon akıllı olunca, aklın dayattığı gerilimlerden kurtulmanın yolu da aklı entegre devrelere gömmek olur.

Hafıza neredeyse kullanılmayan bir işlev haline döner. Zihnin bilgiyle kurduğu interaktif ilişki, analiz ve sentez melekeleri, anılar sosyal ağlara, forumlara emanet edilir. Artık hatırlamaya ihtiyacımız yoktur. Her şeyi Hz. Googla’a sorabiliriz. Eskiden filmografisini bir çırpıda sayabildiğimiz bir yönetmenin filmlerini şimdi anımsamayız. Bilgiyle ve hakikatle muhabbeti, zihnimizde taşımak yerine internet üzerinde aramayı tercih ederiz. Anımsadığımız telefonların sayısı üçü beşi geçmez, ne de olsa bir yerlere yedeklemişizdir. Bu hale nasıl bu kadar kolay sıçradığımızı da anımsamayız. Bu örnek hayli basit olsa da temel bir meseleye soruyu gündeme getirir? Hafızadan boşalttığımız alana ne koyarız? Daha kıymetli bir işlem için mi kullanırız yoksa yeni cüruflarla mı doldururuz?

Tembelleşen zihin Faustvari bir anlaşmayla ruhunu sanal dünyaya yedekleyip, karşılığında ölümsüz olmak ister. Bütün bilgiler, anılar, düşler, sosyallikler ağ üzerinde yaşamaya ve var olmaya devam eder. Naçiz bedenimiz toprak olsa da, varlığımızın bir kısmı elektriğin ömrü kadar yeryüzünde kalmaya devam edecektir. Ne zaman ki fiş çekilecek, o zaman toptan yok oluşu yaşayacağız demektir. Bu küçük kıyameti, bilgisayarımız çökünce, telefon rehberimiz silinince hafiften olsa da duyumsarız. Bunun mahşer hali ise Tekno-Faust’a dönüşmektir. Biz form değiştirirken sanal dünya da Mefisto kıyafetine bürünür.

Sadece teknik ihtiyaçlar ve meseleler gibi görünen bu durumu abartmaya gerek yok diyebiliriz. Ama bu masumiyet, Transhümanizm felsefesiyle yeni bir insan varoluşu olarak vücut bulur.

Robotikçi Hans Moravec, yapay zeka uzmanı Marvin Minsky, nanoteknolojinin kurucularından Erik Drexler farklı vurgularla olsa da Transhümanist felsefenin öncüleridir.

Transhümanizm ekolü, Hümanist felsefeyle aynı evrensel ve ahlaki savlara (eşitlik, özgürlük, adalet) sahip olmasına rağmen, konu gövdeye gelince teknoloji aracılığı ile hayatı daha uzun ve nitelikli kılmayı savunur.
Bugün tıpta yapay organlar, kimi nano-teknoloik veri sondaları zaten kullanılmakta ya da denemektedir. Klonlama ve kriyobiyoloji yoluyla yaşamı uzatma çalışmaları ise muamma halinde devam etmektedir.

Transhümanistlere göre; insanın doğal yapısı ile güçsüz ve kırılgandır. Doğadaki diğer canlılardan daha dayanaksız ve yetersizdir. İnsan bu farkı aklın ürettiği teknolojiyle yoluyla lehine çevirmiştir. Robotik, nano-teknoloji ve genetik çalışmaların kesişim noktasında, verili problemlere çözüm ararken artık insan-ötesi (Transhümanist) bir varoluş noktasına savrulmamız kaçınılmaz ve hatta gereklidir. İnsan bedensel gerçekliğine rıza göstermek durumunda değildir, zira bunu aşacak teknoloji günden güne üretilmektedir. Öyle ki, daha ileri aşamalarda nörobiyolojik tabanlı zihin yedeklemesi, organik sınırlamalardan kurtulma, bedensel düzenlemelerden (kızılötesi görüş imkanı, dil modülleri yerleştirme, dayanıklı organlarla yaşam sürelerinin uzatılması) bahsedilmektedir.

Zihnin yedeklenebilmesi yoluyla, beden ölse dahi bilinci ölümsüz kılmaya arayışı vardır. Zira siz ölseniz bile, zihinsel yedeğiniz yeniden yüklenebilir ve tekrar geri dönersiniz. Hatta sanal dünyalara bağlanmış zihinlerin tekilliğinden ve bedenin yarattığı sıkıntılardan kurtulup, ağ üzerinde bir Ortak Benlik’e, tek vücut haline gelmiş kolektif insan varoluşuna ulaşmaktan dem vurulur. Nihayet insanlık ailesi düşü gerçekleşecektir.
İnsan sonrası bu tekno-formun ‘ontolojik niteliği ne olacak?’ sorusu dışarıda bırakırsak, şimdiden bu sulara doğru yelken açıyor zihinsel ve varoluşsal tembelliğimiz.

Bu duruma psikanaliz açısından bakarsak biraz kabalaştırmayı göze alarak Freud’dan bahsedebiliriz. Freud, Eros ve Thanatos’tan söz eder. Yaşam ve Ölümden yana güçler arasında sonsuz bir savaş vardır. Ölüm içgüdüsü bizi tüm içsel gerilimlerden kurtarıp, organik olmayan bir varlığa dönüştürme hedefiyle hareket etmektedir. Buna karşılık, varlığın devamlılığını güdüleyen Eros, Thanatos’un bu yıkıcı eğilimini yaşam lehine kullanmaya çalışır. Saldırganlığı dışa yönelterek, yüceltmeler yoluyla dengeler. Bu duruma sanal dünyaya yedeklenme açısından bakarsak, Hz.Google’da tecelli eden Faustvari anlaşma, hafıza ve zihin üzerinden gövdeye bağlı olan insan varoluşunu sona erdirerek Eros ve Thanatos’u aynı potada eritir. Bize hem sonsuzluğu ve hazzı hem de organik varoluşun gerilimlerinden kurtulma olanağını sunar. Böylece kendini yok ederek yaşamını sürdürme paradoksunu çözmeye aday görünür. Beden olmasın ama bedene dayalı hazlar mümkün olsun düşüdür bu. Bu düşün kabusa dönüşmesi muhtemelen vakit almayacaktır. Sinemada bu düşün bedensel karşılığı yaşar-ölü olmaktır, yani ya zombi ya hayalet olmaktır. Ne yaşar ne ölü, hem yaşar hem ölü olma durumudur.

Özetle tembellik onarıcıdır, soluklanma ve tazelenmedir. Öte yandan yabancılaşma riskini de barındırır. Üzerimize boca edilen çöp enformasyon nedeniyle karşısında atmaca görmüş tavşan gibi kalakaldığımız hayatın sıkıntılarına karşı geçici iyi hissedişleri sanal dünyada tanzim etmek istersek, tembelliğin olumlu anlamından hayli uzaklaşır, ruhun ve ölümsüzlüğüne karşı kötü bir pazarlık yapmış oluruz. Aslında varoluş anlamında ruhun içeriğini ve iç dünyamızı tahliye etmiş oluruz.

Bu durumda tembelliğin özgürleştirici, pozitif yönünü başka yerlerde aramamız elzemdir. Aramaya mecalimiz kalmışsa.

Reklamlar

2 thoughts on “HZ. GOOGLE VE TEKNO-FAUST

  1. Nevin Eracar dedi ki:

    Çok güzel formüle edilmiş. Oktay Şilar’ı tebrik ediyorum.

  2. dmyw dedi ki:

    Google aleyhisselam tembelleştiriyor. Ancak Türkiye’de pek az servisi kullanılıyor. 21. yy. da en büyük buluş diyebiliriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s