KISA BİR ISSIZ ADAM YORUMU

Çağan Irmak’ın sinematografisi üzerinden sanki kendi psikodinamiklerini anlamamıza katkıda bulunan bir film. Babam ve Oğlum, Ulak’ta takip ettiğimiz bir ödipal çatışma hikayesi burada daha da netleşiyor.

Film baştan aşağı uygunsuz, lezzetsiz, tanıdık klişelerle ilerliyor. Ancak filmin özeti çok net.

Ada ile ilk kez yemek yedikleri sahnede, Alper der ki: ‘ilk lezzet en önemlisidir. ikincisi onu takip eder.’ bu Freudiyen anlamda bir cümle olarak okunursa, her nesne bulma yeniden nesne bulmadır. Yani kişi, ilk haz nesnesi yerine (anne) daima ikincil ve onunla simgelenen ortak cennete dair ikame ilişkiler arar (bilinçdışı seviyede).

Cümleyi bu anlamda dinleyince, Ada’nın bir nesne olarak müstakbel yeri, çözülmemiş bir çatışmada ikame edilmeye çalışılan, yatıştırıcı bir figürdür. Ama ilk çatışma halledilmediğinden bu çatışmanın tekrar aktive olduğu noktada, yutulmaya karşı narsistik bir defans koyan adamımız var.

İkinci psikanalitik gönderme Ada’dan gelir. Ada’nın evinde seviştikleri sahnede Alper sert davranmaya başlayınca denetimi ele alan Ada, Alper’e: ‘sevişirken bana bak, kendi geçmişinden ve sevdiğin insanlardan iz bul’ der. Alper, bunu kabul ettiği anda, daha önce yaşamadığı bir orgazm ve bütünleşme deneyimi yaşar. Ada, adeta bir terapist gibi, çatışmalı arkaik nesneleri ile kaynaşmasını (bir anlık dahi olsa sağlamıştır). bu küçük ölüm içinde Alper, hangi nesne ile bütünleşmiştir, bu kısma girmeyelim şimdi. Ada’nın sevişirken yatağa niye cümbür cemaat böylesi bir topluluğu ve tarihi getirdiği de ayrı bir tartışma ya da komedi meselesi.

Üçüncü sahne,Alper, Ada ile ayrıldıktan sonra yani hem arzu ettiği hem dehşete düşüren nesneden koptuktan sonra, sahibi olduğu restorana gider. Bir bakar ki her yer boş, mutfak boş, personel yok, bir ıssızlık hali.Bu sahnede oyuncunun suratı gayet başarılı biçimde şekilden şekle girer. Ada ile ayrılıktan sonra mekanın boş olması , bilinçdışı terk depresyonunu patlama noktasına getirdiği anda çalışanlar, ‘mutlu yıllar sana’ sürprizi ile ortaya çıkarlar. Ancak onların sesi de kırılır, dökülür biraz sonra. Bu sahnenin (ölüm korkusuna dair bir karede) doğum günü kutlaması olarak belirmesi ayrıca manidardır.

Ada, Alper ve annesinin , restoranda yemek yediği sahne de anlamlıdır ve Alper’in annesi ile olan bağlanma problemli ilişkisi onun ayağına bir pranga gibi dolanmıştır. Bu noktaya kadar tüm sahneler, detayına girmesek de analitik hattımızı doğrular görünmekte.

Son kanıt ise Alper’in cinselliğinden gelmektedir. Alper için kadınlar cinsel anlamda değersizleştirilen, saldırganlığın ifade edildiği, narsistik nesne seçimleridir. aslında kendi cinsel dürtülerini değersizleştirmeye çalışan Alper, aynı zamanda değersizleştirdiği partnerlerin kendisini yüceltmesini de isterken hafiften kişilik bozukluğuna doğru yelken açmaya başlar.

Ezcümle film gelir ayrılık sahnesine, Alper’in nesnelerle olan kararsız ilişkisi (kalayım mı gideyim mi) ekran flulaşmadan önce bir kez daha ayyuka çıkar. Atlas Pasajı’nın önünde , İstiklal Caddesi’nin o lokasyonunda, bir o taraf bir bu tarafa gider gelir, içeri giremez tekrar, dışarı da çıkamaz aslında.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s