çöp kutusunda bulunan faili meçhul notlar: 17

Mezarlıktan dönerken yokluğunu nasıl taşıyacağım sorusu derin bir sızıyla bütün varlığımı kapladı. Artık bir ölüydün. Dilsizdin ama vardın. Hatıra bırakanların varlığıydı bu. Hep hissedilen ve hiç görülmeyen. Ölümünü izleyen günler tuhaftır ağlayamıyordum. Bilirsin kolay ağlamam ben. Yüzünden çok sesini hatırlıyorum neredeyse. Nasıl bir kulak dolgunluğuymuşsun benim için meğer. Ölüm kulağımı tıkayamıyor.

Oldukça eski az rastlanan fincanlardan bir kendine bir de bana almıştın. Bir hafta sonraydı. Bir kahve içtim. Yıkamaya üşendiğimden üst üste üç dört kez aynı fincanı kullanırdım. Bu kez yıkayayım şunu dedim, musluktan gelen basınçlı su elimden kaptığı gibi lavabonun zemininde paramparça etti fincanımı.

İşte o zaman, ancak o zaman, akşamüzerinin o en koyu saatinde, bana armağan ettiğin o çift kulplu fincan paramparça olduğunda, birdenbire bağıra bağıra ağlamaya başladım. Eşyanın tarif gücü gözlerimdeki buzdağını çözmüş almıştı benden. Yıllardır bütün ağlayamadıklarım kadar, yıkanır gibi ağladım.

Artık öldüğünü kabul etmenin zamanı gelmişti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s